Yıllar
Mutlu: ‘Taslak, perakende sektöründeki boşlukları doldurmalı…’

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Perakende Ticareti Taslağı’nı değerlendiren İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB) Başkanı Zekeriya Mutlu, perakende sektöründe yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Taslağın yerinde bir çalışma olduğunu kaydeden Mutlu, ‘Perakende ticareti üzerinde yapılan çalışmaları büyük bir dikkatle izliyoruz ve önemsiyoruz. Çünkü perakende ticareti düzenleyen 6585 sayılı Kanun artık beklentileri tam olarak karşılayamamakta. Planlanan çalışmalar ve kesimimize gösterilen ilgi için teşekkür ediyoruz. Bu yönde Ticaret Bakanlığı’nın Ankara’daki toplantısına da katıldık. Neticede çalışmaların esnaf teşkilatları ile işbirliği altında hayata geçirilmesi, düşünülen uygulamaların verimliliği açısından gereklidir.’ diye konuştu.
Taslağın içeriği
Taslağın önemli sorunları ele aldığını belirten İESOB Başkanı Mutlu, ‘Zincir marketlerin küçük yerleşim yerlerinde açılması için 3-5 bin nüfus kriteri sınırı getirilmesi ve bunların da belirli bir alan büyüklüğün altına inmemeleri öngörülüyor. Ayrıca bakkalların kooperatifleşmesi veya tarım kooperatifleriyle birlikte çalışmalarının sağlanması, ucuz gıda için ‘tedarik ve dağıtım kooperatifi’ modelinin geliştirilmesi düşünülüyor. AVM’lerin çalışma saatlerinden zincir marketlerin açılış izinlerine kadar düzenlemelere yer verilen taslağı olumlu buluyoruz’ dedi.
Her geçen gün artan AVM ve zincir mağazaların esnaf sanatkarlarla haksız rekabete girdiğini hatırlatan Mutlu, ‘Bizim Yelki, Seyrek gibi ulaşımı kolay ve şehir dışında kalan yerlere AVM kurulmasına itirazımız yok Ama kentin merkezinde de dev bir AVM olmaz. Bunların şehir merkezlerinde çalışmalarına izin verilmesi, ciddi bir trafik sorununu da beraberinde getiriyor. Belediyeler, AVM’lere çalışma ruhsatı vermeden ilgili meslek odalarının da görüşünü alarak teknik analizler yapmalıdır.
Ayrıca pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, AVM’lerin çalışma gün ve saatleri de sınırlandırılmalı, kurala bağlanmalı, kampanya ve sürekli indirim gibi uygulamalarının sıkı denetimleri yapılmalıdır.’ şeklinde konuştu.
İstihdam potansiyeli
AVM’lerin yarattığı istihdam potansiyelinin sık sık gündeme getirildiğini hatırlatan Mutlu, ‘Esnaf sanatkarların toplamda yarattığı istihdam imkanları hipermarketlerin çok çok üzerindedir. Bugün küçük bir esnaf dükkanında bile 2-3 kişi çalışmakta, ailelerinin geçimini sağlamaktadır. AVM’ler nedeniyle üyemiz işini kaybederse, yanında çalışan insanlar da işsiz kalmaktadırlar. Dolayısıyla esnaf ve sanatkarların istihdam yaratma potansiyelleri dikkate alınarak, kesime daha fazla destek sağlanmalıdır’ dedi.
Tüketicilere çağrı
Esnaf sanatkarların Türk toplumunda farklı konumu bulunduğuna dikkat çeken Başkan Mutlu şunları söyledi: ‘Esnaf sanatkarlar sadece ekonomik alanda değil, sosyal ve kültürel yaşamda da farklı işlevler üstlenmişlerdir. Ancak bu önemine rağmen, haksız rekabet, mahalle aralarına kadar giren hipermarketler, günümüzde alışveriş kültürünün değişmesi gibi etkenler üyelerimizi oldukça zorlamaktadır. Oysa onlar hepimizin ortak dostudur. Her ailede esnaflık yapan mutlaka bir akrabamız, tanıdığımız vardır. Dolayısıyla tüketicilerin alışverişlerinde ihtiyaçlarını üyelerimizden temin etmeleri, toplumda güç birliğini ve sevgi ortamını da geliştirecektir. Toplumda sayısal üstünlüğü bulunan üyelerimizin mutluluğu ve refahı, zincirin devamında sosyal huzuru destekleyecek, insanların geleceğe daha güvenle bakmasına da vesile olacaktır.
Ekonominin gereği
Alışverişlerde küçük işletme tercihi, ekonominin de gereğidir. Çoğu yabancı sermayeli AVM'lerin ucuz ürün satmak adına kalitesine bakmaksızın raflarını yoğun şekilde ithal ürünlerle doldurdukları bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla alışverişlerin büyük kısmının hipermarketlerden ve ithal ürünlerden yapılması, cari açık, işsizlik, üreticilerin zora düşmesi gibi ekonomik sorunların yanı sıra, yüksek miktarda sıcak paranın yurtdışına çıkışına da yol açmaktadır. Bu sıkıntıların giderilmesi, ancak ülkemizde üretilen malların tüketimine öncelik verilmesi ile mümkün olabilecektir. Vatandaşların alışverişlerinde benzer yerlisi varsa ithal ürünü tercih etmemesi bir zorunluluktur. Bu noktada genellikle yerli ürünleri satan veya bizzat üreten, kazançlarını yine kendi çevrelerinde harcayarak bulunduğu çevreye katkı veren esnaf sanatkarlara pozitif ayrımcılık yapılmasının önemi de ortaya çıkmaktadır.’